Recent post
Kamera:
K (Tanaka-san)
Kostüm
Tasarımcısı: D (Ooba-san)
Makyaj:
M (Kotake-san)
Sanat
Yönetmeni: A (Rin-san)
-Pekala,
lütfen bize yeni fotoğraf çekimlerinden
bahset biraz.
Uruha:
İlk kez bir ön kapak çekimlerinde istediğimi yapmama, kendimi istediğim gibi
ifade etmeme izin verildi. Bu sayede de birçok şey öğrendim. Daha önceden diğer
üyeler vardı yanımda hep, ama bu sefer sadece ben vardım ve kendimi tek başıma
ifade edecek olmamın üstümde kurduğu baskı benim için oldukça farklı bir
deneyim oldu.
K:
Uzun bir gündü, değil mi? (güler) Herneyse, uzun zaman alması dışında, bugünün
bana hissettirdiği şeyler diğer günlerdekinden çok farklı... bugün çok
keyifliydi.
A:
Öncelikle, işleri halledebilmiş olmamız harika. Bu fikir ilk ortaya atıldığında
yapamayacağımızı
düşünmüştüm. Ama muhteşem ekibimize bu daha önceden yapılmamış
harika fikri hayata geçirmemizi sağladıkları için teşekkürler.
M:
Grup çalışmasından anlayan insanlarla çalışmak işleri kolaylaştırdı. Çok
keyifli geçti.
D:
Değişikti. Kısıtlı zamanda oldukça iyi bir iş çıkardık.
-Pekala,
bu fikri öneren kimdi?
Uruha:
Önce menejerimizle konuştum. Sonra hep the GazettE ile çalışan Rin-san'la (A)
konuştum. Kendisine bu sefer de benim için özel bir şeyler yapıp yapamayacağını
sordum. Bu konudaki ilk konuşmamız biraz yüzeysel geçti değil mi?
A:
Kafamızda bazı belirsizlikler vardı ama projenin sonuçlarını gözümde
canlandırmak oldukça harikaydı. Kafamda eskiden kalan, tekrar canlandırdığım
figürler, onları nasıl bir bütün olarak inşa edeceğimiz... hepsi birden kafama
üşüşmeye başladı. Ve sonra bu fikirleri nasıl hayata geçireceğimize yönelik her
türlü yaratıcı fikri değerlendirmeye aldık.
-Uruha-kun
aklında tam olarak ne olduğunu anlattı mı sana?
Uruha:
Başta telefon edip "Ben şöyle bir şey yapmak istiyorum." diye atıldım
hemen. Resimlerdeki o anlaşılmaz, karmaşık şeyle, üstümde beyaz bir bluz ve
siyah düz bir pantolonun olduğu, banyo gibi bir mekanda yapılacak bir çekimden
bahsettim. Rin-san da bu fikrime sadece "Kulağa ilginç geliyor."
dedi, ve sonra uygun mekanı ayarlayabileceğini söyleyince bunu hayata geçirmeyi
gerçekten çok istedim.
A:
Editörlerle birlikte her şeyi ayarladıktan sonra etrafı bir [Her şey tamam,
yapalım bitirelim şunu hadi!] havası sardı. (güler) Biraz sersemlemiştim, çünkü
aklımda çelişkiler vardı. Böyle bir şeyin imkansız olacağını düşünüyordum çünkü
bunu gerçekleştirmek için belli bir meblağ gerektiriyordu ki bu da oldukça
zamanımızın daralmasına sebep olurdu. Ama buna rağmen (ekipten) aldığım tepki
[Çok hoş, değil mi?] oldu. Ilımlı bir tutum sergilediler o şartlara rağmen.
(güler)
K:
Son zamanlarda gerçekten böyle kısa bir zamanda böyle harika bir iş
çıkarmamıştık.
Uruha:
Ama gerçekten yaptığımıza değdi ve böyle şeylerle uğraşmak eğlenceli, değil mi?
A:
Kesinlikle düşündüğümüz şeyi olduğu gibi hayata geçirebildik.
Uruha:
Bence işin en eğlenceli kısmı, birçok kişinin kendi fikirlerini katarak bu
projeynin aklımdakine daha yakın bir hal almasına yardımcı olmaları ve fikrin
nasıl gittikçe daha da büyüdüğünü görmekti. Ama diğer taraftan bana da düşünme
fırsatı tanıdılar.
K:
Normal bir dergi çekimi olsa çok kısa bir sürede işi bitirirdik ama bugün
herkes biraz daha fazlasını yapmaya hevesliydi, ve bu yüzden de hedefimiz/beklentimiz
sürekli yükseliyordu. Oldukça iyi geçti ve her fotoğraf da bir öncekinden daha
iyi.
Uruha:
Olmasını istediğim her şeyi, sınırlarımın sonuna kadar yapmaya çalışmak
istedim. O yüzden de şimdi tüm vücudum ağrıyor.
-Her
yerin ağrıyor mu?
Uruha:
Sanırım stresten oldu, kaslarıma tuhaf bir şeyler oldu.
-Oojou-san
(Kostüm Tasarımcısı) ve Kotake-san
(Makyaj) için koşullar ve onlardan beklentiler nasıldı?
A:
Hazırlık toplantısında baş editör [Bir arayıp nasıl olacağına bir bakalım.]
demişti.
D:
Başta konu bu kadar büyük yerlere kadar gelmemişti.
M:
"Üstüne biraz çatlak ve lekeler eklemek istiyorum, bunu nasıl
yapabilirim?" gibi konuşmalar geçiyordu...
D:
"Kozandan çıkış" fikrinden bahsettiğim zaman, bunu referans noktası
alarak kolayca fikirler üretmeye başladık ama böyle büyük bir 'şeyin' nasıl
hemen ortaya çıktığına hala çok şaşırıyorum.
-Peki
nasıl böyle ihtişamlı bir şey yapabildiniz?
D:
Sürekli çıkardığınız işe bakmak, gerçekten harika bir his, biz de sürekli
çalışmaya hep böyle devam etmemiz gerektiği fikriyle motive ettik kendimizi.
M:
Başta doldurmamız gereken 26 sayfa olduğundan haberim bile yoktu benim.
D:
Ve de neredeyse hiç zamanımız yoktu. Nereden baksanız en fazla dört günümüz
vardı...
Uruha:
Sanki tuzağa düşmüşüz gibi hissettiriyordu. (güler)
-Dört
gün dediğinize göre, şu an dört gün öncesinden bahsediyoruz, değil mi?
D:
Evet.
K:
Daha önceden buna benzer projelerde yer almışlığım vardı, ama bu sefer ortamın
havası sanki görüntüyü de karartıyordu, sanki herkes olmayacak diye korkuyor
gibiydi. Ama sonunda böyle harika bir fikri hayata geçirebilmiş olmak aklımdaki
tüm kuşku ve soru işaretlerini sildi.
Uruha:
Ah, öyle mi? Bu çekim sonrası röportajı oldukça ilginç bir hal alıyor. (güler)
-Kostümü
bu dört gün içinde mi hazırladın?
D:
Evet, çok sıkı çalıştık!
Uruha:
Olağanüstü bir kostümdu!
A:
Gerçekten de çok göz alıcıydı. Başta hiçbirimiz kostümü yüzde yüz tam olarak
göremedik, ama azar azar kostümün parçalarını görüp kafamızdan birleştirdikçe
bir şeyler oluşmaya başladı. Böyle hissettirdi işte. (puzzle gibi)
Uruha:
[Hadi yapalım şunu!] dedikten sonraki süreç çok ilginçti. Bu muhteşem kostümü
parçalamak beni çok diri hissttirdi. Kalbimin en derin köşelerinden [Çok harika
değil mi?] diye düşünüyordum hep. Öyle oldu.
D:
Sen yırtarken 'çıtır çıtır' sesler çıktı değil mi?
Uruha:
Rin-san [Bütün kuvvetinle asıl!] dediği için öyle oldu. Yoksa ben nasıl yapsam,
ne kadar ileri gitmem sorun olmaz diye düşünüyordum. (güler)
-Kostümü
yırtma fikri ne zaman geldi?
A:
Bunu konuştuğumuz ilk seferde vücuda yapışmış bir şeyi vücuttan çekip yırtma
fikri gelmişti. Eğer böyle bir şeyi filme alsak muhteşem olurdu, ama resimlerde
bunu nasıl gerçekleştireceğimiz konusunda çok düşünmemiz gerekti.
-Sizce,
bu şaşırtıcı fotoğraf karelwri Rin-san'ın (A) eseri miydi?
A:
Fotoğraflar için bir fotoğraf kitabı aldım ve derginin sayfa düzeninin nasıl
olması gerektiğine dair referans
noktası olarak kabul ettim.
Uruha:
Fotoğrafları ilk gördüğüm zama düşünebildiğim ilk şey [Bu kadar harika mı
olacak..?] olmuştu ama o zaman düşündüğümden bile daha harika bir şey çıktı
ortaya!
A:
Bense bu çekimlere başlık olarak bir yerlere the GazettE sıkıştırsak nasıl olur
diye düşünüyordum. Ama sonuç olarak bu sefer the GazettE'in Uruha'sı olarak
anılmadı.
Uruha:
Ben yine benim, ama üç farklı şekilde.
A:
Pekk hangisi gerçek Uruha, ya da aralarında nasıl bir fark var... işte
okurların yorumuna bırakmak istediğimiz nokta bu...
-Peki
bu günün çalışmaları nasıldı?
Uruha:
Bu sabah saat 9 gibi makyajım tamamlanmıştı. (Röportaj akşam 11 saatlerinde
yapılıyor.) Yani yaklaşık 14 saat falan sürdü çekimler. Ama sadece bu grupla
yapmış olsaydık çekimleri belki gece yarısını bile geçerdi bitirmemiz.
Herneyse, herkes gerçekten çok hızlıydı, herkese çok teşekkürler, gerçekten çok
yardımı dokundu.
A:
İlk ara verdiğimizde eğer biraz daha zamanımız olsaydı daha iyi şeyler
çıkarabileceğimizi düşündüm. O yüzden her molayla çekim biraz daha uzadı.
Uruha:
Çekimler sırasında hep endişeleniyordum. Çekimler hep böyle geçti, neden gergin
olduğuma başta anlam veremiyordum ama sanırım olayları sonradan idrak
edenlerdenim.
A:
Nasıl bir poz olursa olsun, fotoğrafların ruhsuz görünmesini istemedik, o
yüzden dış görünüş üstünde çalışmaya koyulduk ve en sonunda içi dışa yansıtacak
noktayı arıyorduk. Başta bulması biraz zaman aldı ama kısa bir sürede bu konuyu
halledip fotoğraf çekimlerini yetiştirdik.
Uruha:
Kendimi gitarım olmadan, vücudumla ifade edecek olmam başta beni biraz
düşündürdü ama aynı zamanda çok da havalıydı. Bir gitara bağlı olduğunuz zaman
sınırlarınız bağlantılı olarak kısıtlı oluyor. Yani gitar olmadan kendinizi
ifade etmeniz için hiçbir sınır yoktu ama daha önce hiç böyle bir şey yapmamış
olmam da bir eksiydi. Başta benim için yapılan şeylerin sebeplerini
sorguluyordum ama kostümü üstümden çekip yırtarken aklımdaki her şey uçup gitti
ama herkes bana çok yardımcı oldu. Başta fotoğraf makinelerini görünce ne
yapmam, nasıl durmam gerektiğini şaşırdım.
-Bu
ilk kez bu kadar özel, yapımı uzun süren bir makyaj yaptırdığın ilk sefer
miydi?
Uruha:
Geçen günlerdeki bir PV çekiminde de buna çok az benzer bir şeyler yaptılar ama
bu derece özen gerektiren ilk makyajımdı. Tüm kolumu ve yüzünün bir kısmını
kapladılar. Çok güzeldi!
-İçinde
yürümesi oldukça zor görünüyor, öyle miydi?
M:
Dizleri kırmamak gerekiyordu.
Uruha:
Sanki tutkalla sarılmış gibiydi. O yüzden,onu yırtıp üstümden atmak çok iyi
hissettirdi. Ama yürürken, hareket ederken bir şey olacak, bozulacak diye çok
korkuyordum. Yürürken hep korku hissettim.
-Bu
özel makyaj ve hazırlıkları yorucu muydu?
M:
Benim açımdan bakacak olursak bunun dışında sette ilgilenmem gereken başka
şeyler var ve sete hiç böyle bir kostüm gelmemişti. Ama Uruha'yla nasıl bir şeyler
yapmam gerektiği hakkında aklımda bir şeyler oluşuyordu o yüzden gerisi kolay
geçti. Uyum sağlaması uygun birisi. (güler)
Uruha:
Yüzüm biraz zayıf, o yüzden her şey yakışıyor. (güler)
M:
Konu açılmışken, bu konularda oldukça iyi, gerekli atmosferi yaratırken
Uruha-kun oldukça inatçı bir şekilde bana yardımcı oldu.
Uruha:
Doğrusunu söylemek gerekirse şahsi meselelerimde çene kısmımı açıkta bırakmayı
çok sevmem ama bu koşullar altında böyle şeyleri gündeme getirmek çok lüzumsuz
olurdu. O yüzden yüzümü böyle tam şekilde gösteriyor olmak benim için yeni bir
şey oldu.
-Ve
kostüm üst üste parçalardan oluşuyor değil mi?
D:
Altta makyajın üstüne yapışık olduğu etek vardı, ama bugün sette yeteri kadar
uzun olmadığını fark ettik, o yüzden eteğin üstüne biraz daha makyaj
malzemesinden ilave ettik.
Uruha:
Ve ondan sonra çekimler ciddi anlamda daha keyifli ve motive edici, farklı bir
hal aldı.
D:
Oh, bu arada kostüm ağır mıydı?
Uruha:
Çok uzun ve ağırdı. Başta yerdeki platforma çıktığımda etek arkadan yere
sarkıyordu, ve sanırım bu iyi bir şeydi. Ama öyle bir şeyle yürüyebilmiş olmam
beni de şaşırttı. Herneyse, kostümün yarattığı görsel etki muazzamdı. Kostüm ve
çekim yapılacak sahnenin hazırlanmasıyla birlikte esas kısım tamamlanmış oldu,
bunlardan harika bir çekim çıkmasını umuyordum.
Herkesin bu işte ortaya koyduğu fedakarlıklardan ötürü çok mutluyum.
-Fotoğrafların
sayısına bakarsak herhalde birkaç fotoğraf alman bir problen olmaz?
A:
Çekimler sadece bir gün sürmesine rağmen tüm fotoğrafların boyutu yaklaşık 20
GB'ydi. Bilgisayarın işlem hızı da oldukça yavaşladı o arada.
K:
Genelde bu miktarın onda biri kadar fotoğraf olur.
D:
Tüm dergiyi çektiğimiz fotoğraflarla doldurabilirdik.
K:Fotoğrafları
çekerken işimizi daha hızlı yapıyorduk,
böylelikle olağan üstü bir çekim gerçekleştirmiş olduk.
Uruha:
Ayrıca çekilen tüm o fotoğrafları kontrol etmek de oldukça yorucu bir işti.
(güler)
Çevirilerimizi izinsiz olarak başka yerlerde kullanmazsanız çok minnettar oluruz, okuduğunuz için teşekkürler :)
scans: http://eternal-silence-es.blogspot.com/
the GazettE Redo Türkçe çeviri
Ne zamandan beri bana böyle baktın?
Ne zamandan beri parçalanmaya başladık?
Bu mevsim ağlayarak geçti
Üzgün adımlarım
şiddetle yağan soğuk yağmur tarafından temizlendi
Tek kelime etmeden..
Söyle bana yağmur, ne yapmalıyım?
Çünkü bilmiyorum ve ilerleyemiyorum
Söyle bana yağmur, nereye gitmeliyim?
Olduğum gibi kaldım, tek başıma ıslanıyorum
Olur da seninle karşılaşırsam diye düşündüm
Ve düşüncelerimi kelimelere döktüm
Birşeyler değişecekti
O zaman düşünemedim bile
Sana ulaşabilmem mümkün değidi
Çünkü sana karşı hep böyle dürüst oldum
Rol yaptığını farkettirmeden iyi biri olmayı denedin mi?
Sen beni hep böyle kibarca yaraladın
Ve kalbimin gitmesine izin vermedin
Söyle bana yağmur, ne yapmalıyım?
Çünkü bilmiyorum ve ilerleyemiyorum
Cevap ver bana yağmur, bitmesi gerekiyor mu gerekmiyor mu?
Böyle giderse yıkılabilirim
Hiç bir zaman yüz çevirmedim
Nasıl bir kişiliğin var ki benimle iyi gitmiyor
Aramızdaki boşluğu kapatmaya çalışmak beni yaralıyor
Bunu yüksek sesle söylememeliydin
Eğer elimi bırakırsan
Bunu sana sormadan söyleyebilirim
yalan bile söylemem ve '' gülümsemelerin bir parçası olalım'' gibi birşey söyle
Gözyaşlarımı unut tamam mı?
Çünkü sana karşı hep böyle dürüst oldum
Yarın bulutlu olacak ve ben göremeyeceğim
Yağmur,
Kurumayan kederi ve
Kurtulamadığım anılarımı yıka
Yıka ki hiçbirşey kalmasın
Söz: Ruki
Beste: Kai
Bu şarkı, yağmurun altında yıkılan ilişkisini düşünen ve ne yapacağı hakkında hiçbir fikri olmayan bir kızı anlatıyor.
#Hikaru
Ne zamandan beri bana böyle baktın?
Ne zamandan beri parçalanmaya başladık?
Bu mevsim ağlayarak geçti
Üzgün adımlarım
şiddetle yağan soğuk yağmur tarafından temizlendi
Tek kelime etmeden..
Söyle bana yağmur, ne yapmalıyım?
Çünkü bilmiyorum ve ilerleyemiyorum
Söyle bana yağmur, nereye gitmeliyim?
Olduğum gibi kaldım, tek başıma ıslanıyorum
Olur da seninle karşılaşırsam diye düşündüm
Ve düşüncelerimi kelimelere döktüm
Birşeyler değişecekti
O zaman düşünemedim bile
Sana ulaşabilmem mümkün değidi
Çünkü sana karşı hep böyle dürüst oldum
Rol yaptığını farkettirmeden iyi biri olmayı denedin mi?
Sen beni hep böyle kibarca yaraladın
Ve kalbimin gitmesine izin vermedin
Söyle bana yağmur, ne yapmalıyım?
Çünkü bilmiyorum ve ilerleyemiyorum
Cevap ver bana yağmur, bitmesi gerekiyor mu gerekmiyor mu?
Böyle giderse yıkılabilirim
Hiç bir zaman yüz çevirmedim
Nasıl bir kişiliğin var ki benimle iyi gitmiyor
Aramızdaki boşluğu kapatmaya çalışmak beni yaralıyor
Bunu yüksek sesle söylememeliydin
Eğer elimi bırakırsan
Bunu sana sormadan söyleyebilirim
yalan bile söylemem ve '' gülümsemelerin bir parçası olalım'' gibi birşey söyle
Gözyaşlarımı unut tamam mı?
Çünkü sana karşı hep böyle dürüst oldum
Yarın bulutlu olacak ve ben göremeyeceğim
Yağmur,
Kurumayan kederi ve
Kurtulamadığım anılarımı yıka
Yıka ki hiçbirşey kalmasın
Söz: Ruki
Beste: Kai
Bu şarkı, yağmurun altında yıkılan ilişkisini düşünen ve ne yapacağı hakkında hiçbir fikri olmayan bir kızı anlatıyor.
#Hikaru
–Bu sefer albümün ismine çok önceden karar vermiştiniz.
RUKI: Evet, isim önceden belirlendi. DIVISION turunda farkına vardığımız önemli şeyler oldu. O turda nasıl bir grup olmamız gerektiğini ve diğer her şey için nasıl bir yol izlememiz gerektiğini düşünmeye başladık ve tüm bunlar bizi şu anda yaptığımız şeylere ulaştırdı. Sanırım turun sonlarına doğru oldu bu. Sanırım turun sonlarına doğru oldu bu. Birçok şeyi düşünmeye itti.bizi. DIVISION tour, LIVE TOUR12-13 [DIVISION] GROAN OF DIPLOSOMIA FINAL MELT at Saitama Super Arena ile alakalı bir şey olduğunu düşüyorum.
–“MELT” erimek, yol olmak ve yıkılmak gibi anlamlara sahip olduğundan, BEAUTIFUL DEFORMITY'nin de çıkış noktası bu oldu galiba.
RUKI: Evet. Başta direk MELT'ten gelen “DEFORMITY” yapmayı düşündük. Bu isme bağlı olarak sonraki albümün ve turun nasıl olmasıyla ilgili bir yol izlememiz gerektiğini düşündük. DEFORMITY'i nasıl olmamız gerektiğinde göz önünde bulundurmalıydık. Ve buradan aklıma "BEAUTIFUL DEFORMITY" geldi. Yaptığımız şey güzel,hoş bir şekilde birbirinden bağlantısız olmalıydı. Bunun tıpkı beşimizi yansıtacağını düşündüm. Beşimizin kişiliği bir araya geldiği zaman çarpıklıklar ortaya çıkıyor. Asıl üzerinde durmak istediğimiz şey de işte bu çarpıklıklar.
–Aynı zamanda kapak da bununla ilgili, değil mi? Birkaç hayvanın karışımı gibi bir şey var.
RUKI: Kapaktaki hayvanların çok göze çarpıcı olmasını istedim. Ayrıca kapağa bu hayvanları koyma fikri de uzun bir süre önceden aklımdaydı. Yapılması planlanılan temayı değiştirip "beş kişiliğin aykırılığı" temasını yaptık.
–Bu albümde her üyenin yapmış olduğu şarkılar var, tema aynı zamanda buydu da değil mi?
RUKI: Evet. Esas noktalardan biri de bu.
KAI: Ruki yazdığı şarkıları bize sunduğu zaman "Bu sefer herkesin en az bir bestesi olsun." dedi. Sonra başlığın anlamını ve kapak tasarımıyla anlatılmak istenen şeyi açıkladı.Her şeyi birbiriyle bağlantılı şekilde yürütmek için kağıtlara aldığı notları gösterdi. Bu sefer yapacağımız şeyin öncekilerden çok farklı olduğu oldukça açıktı.
–Sıradışı bir fikir. Genelde basit bir konsept belirleyip şarkıları ve tasarımı bunun üstünden yürütüyorsunuz gibi görünüyordu. Ama bu sefer bu albümün hepimizin ortaya kattığı şeylerin bir ürünü olduğunu söylüyorsunuz? Yani bu başta işin sonunun nasıl biteceğini bilmediğiniz anlamına mı geliyor?
RUKI: Evet. Nasıl bir sonuç çıkacağını bilmiyorduk.
–Genelde seçtiğiniz konsepte özel şarkılar yazıyordunuz, ve tabii ki the GazettE'e yakışacak, herkesin aklındaki beklentilere uygun bir şekilde bir şeyler yapıyordunuz, ama bu sefer bestelerde bile oldukça serbest davranmışsınız.
RUKI: Evet. Ama bu sefer ilk kez beraber şarkı bestelememize rağmen sanki her zaman böyle yapıyormuşuz gibi hissettim, sanki hepimiz bir bütün halinde the GazettE olarak şarkı yapmışız gibi.
Kai: Söyledikleri doğru, en azından benim için. Besteyi yaparken aklımda hep "the GazettE olarak harika bir iş çıkardık." düşüncesi vardı.
AOI: Sanırım şu ana kadar şarkıları bestelerken sonradan Ruki'nin sesi de eklenince nasıl olacağını hayal ederek tamamen bilinçsiz olarak kendiliğinden the GazettE'e layık şarkılar ortaya çıkarmışım.
URUHA: En sonunda hepsi the GazettE tarafından çalınacak şarkılar, bilinçaltın, fark etmesen de, seni istemsizce bunu düşünmeye itmiştir.
–Şarkılar için ne kadar toplantı yapıyorsunuz?
KAI: Bu seferkinde 4 toplantı yaptık. Bu toplantılar boyunca her şey kendi kendine şekil aldı.
AOI: Albüm için hepimizin bir şarkı yapması gerektiği için şöyle bir hal aldı olaylar: bestesi kabul edilen toplantıdan çıkıp bu sefer de şarkıyı bitirmek için son çalışmalar için gidiyordu.
RUKI: Sonra son teslim tarihine kadar her hafta toplanır hale geldik. Toplantıları ön üretimlerle aynı zamanda yapıyorduk. (albüm kapağı vs.)
URUHA: Başka bir deyişle, eğer o kadar çok toplantı yapmasaydık tam zamanında yetiştiremeyecektik. Bu da grubumuzun ilginç bir özelliği. Sadece bir toplantıyla bitirmeyiz. En az iki toplantı yapılıyor, ama bu sefer haftada dört gün toplanıyorduk, gidişatı değiştiren şeyde buydu ki sebebi de gayet açıktı. Bu seferki diğer albümlerden çok daha farklı bir şeydi.
–Rahat dinlenilebilecek bir albüm olacakmış ve sizi ilk kez dinleyen insanların size hemen ısınmasını sağlayacakmış gibi geliyor ve bence bunun asıl sebebi de albümde yer alan düşük tempolu REDO, LAST HEAVEN ve TO
DAZZLING DARKNESS olur.
AOI: Evet, son zamanlarda the GazettE biraz heavy parçalarla dikkat çekti ama aynı zamanda dikkatleri böyle parçalarla da çekebilecek bir grubuz. Ayrıca herkese göstermek istediğimiz bir şey de var.
–DIVISION turu süresince arada bu tür şarkılar çıkarma planları yaptınız yani?
RUKI: Evet. Sanırım bu albümde böyle şarkılara yer vermiş olmamızın sebebi turun bize kazandırdığı bir tecrübeydi. REDO ve LAST HEAVEN baştan vardı ama TO THE DAZZLING DARKNESS'i sonradan yarıdayken ekledik. Dengenin nasıl bozulabileceğini de göz aldık tabii.
URUHA: Doğru oran buydu.
KAI: Bu arada REDO benim tarafımdan bestelendi. LAST HEAVEN, Ruki ve TO
DAZZLING DARKNESS de Uruha tarafından.
–REDO biraz alışılagelmişin dışında bir şarkı. Normal tempolu bir şarkı değil ve oldukça iyimser bir parça. Sanırım rock dışında başka türlerde de eser verebileceğnizi göstermek için veya insanlara "bu tür şarkılar da yapabiliyorlar!" dedirtmek için yaptığınız bir şey.
KAI: Bunu duyduğuma sevindim. Aklımda olan şey tamamen bir değişime yönelmek değildi ama zaten aklımda olan bir şarkıydı.
–Bence REDO the GazettE için çok yeni bir stil olmuş ama romantik gitar melodileri the GazettE'e gerçekten çok yakışmış.
URUHA: Evet. Çok uzun bir zamandır yapmadığımız bir şeydi. Dinlemesi kolay, insani yormayacak bir gitar melodisi üzerine düşündüm ve dikkatlice çaldım.
#Setenay








































